YAŞAM Haber Girişi: 30.08.2021 - 14:24, Güncelleme: 30.08.2021 - 15:14

Radyo yayıncılığı da dönüşümden nasibini aldı

 

Radyo yayıncılığı da dönüşümden nasibini aldı

Hayatımızda ayrı bir yeri olan radyo, zaman içerisinde dönüşümden payını aldı.
İSTANBUL (İGFA) - Türkiye’de yüzde 98 oranında özel radyo kanalının internet aracılığı ile yayınlarını tüm dünyaya duyurabildiğini belirten uzmanlar, 2000’li yıllardan itibaren radyonun içerik yapısında değişiklikler yaşandığına dikkat çekti. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Esennur Sirer, hayatımızda önemli bir yere sahip olan radyonun zaman içindeki dönüşümünü değerlendirdi. 20’nci yüzyılın ilk yarısında insanların yaşamına giren radyonun teknolojideki gelişmelerle birlikte dönüşerek ve değişerek yaşamına devam ettiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Esennur Sirer,  “Aslında radyo ile ilgili ilk gelişme telsizin kullanılmasıyla başladı. 1896 yılında Markoni ilk telsiz sinyalini iletmeyi başardı. O zamanlarda radyo ‘telsiz’ olarak adlandırılıyordu. Markoni telsizi deniz, deniz aşırı iletişimin ve de savaş sanayiinin vazgeçilmez bir parçası haline getirdi. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından da radyo, ticari kullanıma açılarak insanlığın hizmetine sunuldu.” dedi. TİCARİ POTANSİYEL KISA SÜREDE KEŞFEDİLDİ “Kitle iletişiminin ve kitle etkileşiminin arttığı bir dönemde keşfedilen radyonun kısa bir süre içerisinde ticari potansiyeli de keşfedildi” diyen Sirer, 20’nci yüzyılın sonuna doğru FM radyo yayınlarının yaygınlaşması ve özel yayıncılığın artması ile birlikte dinleyici rekabetinde de artış yaşandığına dikkat çekti. İNTERNETLE ETKİ ALANI SINIRSIZLAŞTI Web 2.0 denilen ve internet dolaşımlı olarak kişisel içerik üretiminin başladığı 2000’li yıllardan itibaren de radyonun içerik yapısında değişiklikler olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Esennur Sirer,  sözlerini şöyle tamamladı: “Radyo programlarına telefon yoluyla katılımlar ve şarkı isteğinde bulunmalar, yerini sosyal medya aracılığıyla interaktif katılımlı bir yayıncılık anlayışına bıraktı. Yayıncılar bu durumu kendi lehlerine kullanarak program içeriklerini bu yeni duruma göre oluşturdular ve dinleyicileri ile daha yakın ilişkiler kurdukları programlar üretmeye başladılar. Teknolojik gelişmeler devam ettikçe radyo yayıncılığında farklı pencereler açılmaya devam edecektir. Radyonun herkese seslenebilmesi, yani her yerde ve her mecrada dinlenebilmesi, kurulum ve işletim maliyetinin düşük olması radyo yayıncılığını ulaşılır ve sürdürülebilir yapıyor.”
Hayatımızda ayrı bir yeri olan radyo, zaman içerisinde dönüşümden payını aldı.

İSTANBUL (İGFA) - Türkiye’de yüzde 98 oranında özel radyo kanalının internet aracılığı ile yayınlarını tüm dünyaya duyurabildiğini belirten uzmanlar, 2000’li yıllardan itibaren radyonun içerik yapısında değişiklikler yaşandığına dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Esennur Sirer, hayatımızda önemli bir yere sahip olan radyonun zaman içindeki dönüşümünü değerlendirdi.

20’nci yüzyılın ilk yarısında insanların yaşamına giren radyonun teknolojideki gelişmelerle birlikte dönüşerek ve değişerek yaşamına devam ettiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Esennur Sirer,  “Aslında radyo ile ilgili ilk gelişme telsizin kullanılmasıyla başladı. 1896 yılında Markoni ilk telsiz sinyalini iletmeyi başardı. O zamanlarda radyo ‘telsiz’ olarak adlandırılıyordu. Markoni telsizi deniz, deniz aşırı iletişimin ve de savaş sanayiinin vazgeçilmez bir parçası haline getirdi. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından da radyo, ticari kullanıma açılarak insanlığın hizmetine sunuldu.” dedi.

TİCARİ POTANSİYEL KISA SÜREDE KEŞFEDİLDİ

“Kitle iletişiminin ve kitle etkileşiminin arttığı bir dönemde keşfedilen radyonun kısa bir süre içerisinde ticari potansiyeli de keşfedildi” diyen Sirer, 20’nci yüzyılın sonuna doğru FM radyo yayınlarının yaygınlaşması ve özel yayıncılığın artması ile birlikte dinleyici rekabetinde de artış yaşandığına dikkat çekti.

İNTERNETLE ETKİ ALANI SINIRSIZLAŞTI

Web 2.0 denilen ve internet dolaşımlı olarak kişisel içerik üretiminin başladığı 2000’li yıllardan itibaren de radyonun içerik yapısında değişiklikler olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Esennur Sirer,  sözlerini şöyle tamamladı:

“Radyo programlarına telefon yoluyla katılımlar ve şarkı isteğinde bulunmalar, yerini sosyal medya aracılığıyla interaktif katılımlı bir yayıncılık anlayışına bıraktı. Yayıncılar bu durumu kendi lehlerine kullanarak program içeriklerini bu yeni duruma göre oluşturdular ve dinleyicileri ile daha yakın ilişkiler kurdukları programlar üretmeye başladılar. Teknolojik gelişmeler devam ettikçe radyo yayıncılığında farklı pencereler açılmaya devam edecektir. Radyonun herkese seslenebilmesi, yani her yerde ve her mecrada dinlenebilmesi, kurulum ve işletim maliyetinin düşük olması radyo yayıncılığını ulaşılır ve sürdürülebilir yapıyor.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.