SİYASET Haber Girişi: 25.11.2021 - 22:27, Güncelleme: 25.11.2021 - 22:27

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan basın mensuplarıyla bir araya geldi

 

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan basın mensuplarıyla bir araya geldi

Ankara’da basın mensuplarıyla bir araya gelen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, gündeme dair açıklamalar yaptı.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan, Ankara’da bir restoranda basın ve medya temsilcileriyle kahvaltıda bir araya geldi. Partisinin çeşitli projelerinden bahseden Erbakan, ekonomi ve kadın cinayetleri konularına da değindi. 23 Kasım Cuma günü 2018’de 99 kurucu üyeyle Yeniden Refah Partisini kurarak siyaset hayatına girdiklerini hatırlatan Erbakan, “Paylaşımda adaleti en önemli prensibimiz olarak ifade ettik. Yönetimde adaletin tesis edilmesi insanlığın maddi ve manevi sıkıntılarından kurtulması için gereken hayati öneme sahip bir prensip. Biz 50 senelik Milli Görüş mirasına sahip çıkarak Milli Görüş gömleğiyle bu siyasi çalışmayı yapacağımızı ifade ettik. Dolayısıyla birinci ve ikinci 40 yıl olarak isimlendirme yaptık. Birinci 40 yıl merhum Erbakan Hocamızın 1969’da Konya’da bağımsız aday olarak başladığı hareket ve 2011 yılındaki vefatına kadar devam ediyor. Daha sonrasında da ikinci 40 yılda Yeniden Refah Partisi olarak aynı istikamette aynı ruhla güncel söylemlerle güncel çözümler üreterek yapılacak bir siyaset olacağını ifade ettik.” dedi. “Salgında vatandaşına en az nakit desteği sağlayan 3 ülkeden bir tanesi olduk” Yaşanan son zamlarla ilgili de konuşan Erbakan, “Son bir buçuk sene içerisinde akaryakıt ÖTV’leri arttırıldı. Özellikle oto gaz bundan çok etkilendi. İthal otomobillerin ÖTV’leri artırıldı. Artık bir otomobil alırken 3 otomobil parasını vergi olarak devlete vermeniz gerekiyor. Elektrikli otomobillerin ÖTV’leri yüksek oranda artırıldı. Özel iletişim vergisi yüzde 7 buçuktan yüzde 10’a çekildi. Kurumlar vergisinde artış katkı payına zam yapıldı. Elektrik ve doğalgaza defalarca zam yapıldı. Trafik cezaları astronomik şekilde artırıldı. Akaryakıta dün gece 12’den itibarıyla tekrardan rekor bir zam geldi. İktidarın gelir kaynaklarından bir tanesi tekrardan milletin üzerine yük yükleyerek milletten bu paraları alma yoluna gitmesi. Pandemide vatandaşına en az nakit desteği sağlayan 3 ülkeden bir tanesi olduk. Dünyada ilk üçe girdik. Milli gelirin yüzde biri seviyesinde vatandaşlarına nakit desteği sağlayan üç ülke Meksika, Arnavutluk ve Türkiye. Diğer gelişmiş ülkeler gibi milli gelirlerinin yüzde 10-15’ini veremedik. Çünkü gider kalemlerimize para gitmesi lazım. Birincisi faiz, ikincisi imtiyaz holding ve üçüncüsü de maalesef israf ve lüks harcamalar.” ifadelerini kullandı. “İthalata bağımlı ekonomi olduğu için döviz yükseliyor” Döviz yükselişiyle ilgili de konuşan Erbakan, şunları söyledi: “Hükümet yetkilileri bizzat sayın bakan televizyonlarda çıktılar dediler ki ‘siz Dolar ve Euro ile ne uğraşıyorsunuz. Sizin bankalarda dolar hesabınız mı var. Dolarla maaş mı alıyorsunuz.’ ‘Siz dolar mı harcıyorsunuz giderleriniz dolarla mı?’ diye sorulsa daha doğru bir soru. Evet giderlerimiz dolar. Öncelikle döviz niye yükseliyor. İthalata bağımlı ekonomi olduğu için yükseliyor. Yıllık dış ticaret açığımız 50-60 milyar seviyesinde yani her sene fazladan 50-60 milyar dolar bulmanız lazım. Bu açığı finansa etmek için. Böyle bir dövize olan talep doğrudan doğruya dövizin yükselmesine neden olan bir unsurdur. Daha da acı bir nokta Türkiye’de ürettiğiniz üzerinde Türk mali yazılan yerli ürünlerin üretilmesinde kullanılan ham madde ve malzemeyi yüzde 82 orandın da dışarıdan ithal ediyorsunuz. Türkiye’de üretimin devam etmesi için yüzde 52 oranında ithalata bağımlısınız. Bu düzeyde bir dışa ve dövize bağımlılık ve talep tabi ki dövizin artmasına neden olacak. Yapısal sorun diye ekonomistlerin ifade ettiği maalesef kronik yapısal sorun bu. Dövizi yükselten diğer bir sebepte borç ve faiz ekonomisi. Kaynak ihtiyaçlarınızı sürekli kısa vadeli ve yüksek faizle dış borçla finanse ediyorsun. Bunun için 12 ayda dış borç geri ödemeniz 193 milyar dolar seviyesine gelmiş. Dolayısıyla bu sebepler ‘borç-faiz’ ve ‘beton-çimento’ ekonomisi sonucu. Bu bir döngü şeklinde bu talep dövizi arttırıyor. Dövizin artışı da enflasyonu artırıyor. Döviz arttıkça ‘Türk Malı’ dediğin ürünlerin de fiyatı artıyor. Dışarıdan ithal ettiğiniz her ürün doğrudan dövizle alındığı için onlarında fiyatı artıyor.” “Şiddet olaylarında istatistiğe baktığınızda yüzde 70-80 oranında ya alkolün ya da uyuşturucunun etkisi var” Kadına yönelik şiddeti önlerken erkeği de mağdur edip yuvanın yıkmamasına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Erbakan, “Kadına yönelik şiddete yapılması gereken bir şey öncelikle yasal düzenlemeler. Bunların da tabi kadına şiddeti önleyeceğim derken yuvayı yıkacak veya erkeği mağdur edecek şekilde değil de hem erkeği hem kadını hem aileyi koruyacak, aile bütünlüğünü muhafaza edecek şekilde düzenlenmesi son derece önemli. Kadına da erkeğe de şiddet olaylarında istatistiğe baktığınızda bu suçların işlendiği sırada suçu işleyen kişinin yüzde 70-80 oranında ya alkolün ya da uyuşturucunun etkisinde olduğu açık bir şekilde ortadadır. Bu kısmını göz ardı etmemek lazım ama aynı zamanda yasal düzenlemelerin yapılması gerekirse cinayet gibi olaylar için idam cezasının getirilmesinin de müzakere edilmesi gerektiğini daha önce de birkaç kez söylemiştik ama burada önemli prensip kadını koruyayım derken erkeği mağdur etmek veya yuvayı yıkmak doğru değil.” şeklinde belirtti. “Kadının beyanıyla 750 bine yakın baba evden uzaklaştırıldı” Konuşmasının devamında Erbakan, “6284 dolayısıyla hiçbir delil ispat olmadan kadının beyanıyla 750 bine yakın babanın evden uzaklaştırılması. 6 ay evden uzaklaşan bir baba eşinden, çocuğundan ve ailesinden daha da soğuyor. Eşine daha kızgın ve öfkeli hale geliyor. 2 sene önce kışın Ankara’da evden uzaklaştırılmış utancından akrabasına annesine babasına söylemiyor kendi aracının bagajında uyumak isterken gece donarak adamcağız ölüyor. Burada kastım bu ama tabi kadının çocuğun en güçlü şekilde korunması cezaların en üst seviyelere çıkarılması için gereken adımların atılması buna idam cezasının geri getirilmesi de buna dahil ama bu iş yapılırken de dengeli bir şekilde yapılması başka kimseyi mağdur etmeden aileyi yuvayı yıkıp parçalamadan yapılması lazım.” diyerek sözlerini sonlandırdı. Yapılan açıklamaların ardından Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Aydal da partileri tarafından ortaya konulan; ‘Milli Kaynak Paketleri’, ‘81 İlimize Yüzlerce Refah Projesi’, ‘Biz Türkiye’yi Biliyoruz’, ‘Rantsal Değil, Kentsel Dönüşüm’, ‘Ülke Sorunları ve Çözümlerimiz’, ‘D8; Bir Erbakan Rüyası’ ile ‘Kanal İstanbul Asla Yapılmamalıdır’ kitaplar ve projeleri hakkında bir sunum gerçekleştirdi. (İLKHA)
Ankara’da basın mensuplarıyla bir araya gelen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, gündeme dair açıklamalar yaptı.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan, Ankara’da bir restoranda basın ve medya temsilcileriyle kahvaltıda bir araya geldi. Partisinin çeşitli projelerinden bahseden Erbakan, ekonomi ve kadın cinayetleri konularına da değindi.

23 Kasım Cuma günü 2018’de 99 kurucu üyeyle Yeniden Refah Partisini kurarak siyaset hayatına girdiklerini hatırlatan Erbakan, “Paylaşımda adaleti en önemli prensibimiz olarak ifade ettik. Yönetimde adaletin tesis edilmesi insanlığın maddi ve manevi sıkıntılarından kurtulması için gereken hayati öneme sahip bir prensip. Biz 50 senelik Milli Görüş mirasına sahip çıkarak Milli Görüş gömleğiyle bu siyasi çalışmayı yapacağımızı ifade ettik. Dolayısıyla birinci ve ikinci 40 yıl olarak isimlendirme yaptık. Birinci 40 yıl merhum Erbakan Hocamızın 1969’da Konya’da bağımsız aday olarak başladığı hareket ve 2011 yılındaki vefatına kadar devam ediyor. Daha sonrasında da ikinci 40 yılda Yeniden Refah Partisi olarak aynı istikamette aynı ruhla güncel söylemlerle güncel çözümler üreterek yapılacak bir siyaset olacağını ifade ettik.” dedi.

“Salgında vatandaşına en az nakit desteği sağlayan 3 ülkeden bir tanesi olduk”

Yaşanan son zamlarla ilgili de konuşan Erbakan, “Son bir buçuk sene içerisinde akaryakıt ÖTV’leri arttırıldı. Özellikle oto gaz bundan çok etkilendi. İthal otomobillerin ÖTV’leri artırıldı. Artık bir otomobil alırken 3 otomobil parasını vergi olarak devlete vermeniz gerekiyor. Elektrikli otomobillerin ÖTV’leri yüksek oranda artırıldı. Özel iletişim vergisi yüzde 7 buçuktan yüzde 10’a çekildi. Kurumlar vergisinde artış katkı payına zam yapıldı. Elektrik ve doğalgaza defalarca zam yapıldı. Trafik cezaları astronomik şekilde artırıldı. Akaryakıta dün gece 12’den itibarıyla tekrardan rekor bir zam geldi. İktidarın gelir kaynaklarından bir tanesi tekrardan milletin üzerine yük yükleyerek milletten bu paraları alma yoluna gitmesi. Pandemide vatandaşına en az nakit desteği sağlayan 3 ülkeden bir tanesi olduk. Dünyada ilk üçe girdik. Milli gelirin yüzde biri seviyesinde vatandaşlarına nakit desteği sağlayan üç ülke Meksika, Arnavutluk ve Türkiye. Diğer gelişmiş ülkeler gibi milli gelirlerinin yüzde 10-15’ini veremedik. Çünkü gider kalemlerimize para gitmesi lazım. Birincisi faiz, ikincisi imtiyaz holding ve üçüncüsü de maalesef israf ve lüks harcamalar.” ifadelerini kullandı.

“İthalata bağımlı ekonomi olduğu için döviz yükseliyor”

Döviz yükselişiyle ilgili de konuşan Erbakan, şunları söyledi:

“Hükümet yetkilileri bizzat sayın bakan televizyonlarda çıktılar dediler ki ‘siz Dolar ve Euro ile ne uğraşıyorsunuz. Sizin bankalarda dolar hesabınız mı var. Dolarla maaş mı alıyorsunuz.’ ‘Siz dolar mı harcıyorsunuz giderleriniz dolarla mı?’ diye sorulsa daha doğru bir soru. Evet giderlerimiz dolar. Öncelikle döviz niye yükseliyor. İthalata bağımlı ekonomi olduğu için yükseliyor. Yıllık dış ticaret açığımız 50-60 milyar seviyesinde yani her sene fazladan 50-60 milyar dolar bulmanız lazım. Bu açığı finansa etmek için. Böyle bir dövize olan talep doğrudan doğruya dövizin yükselmesine neden olan bir unsurdur. Daha da acı bir nokta Türkiye’de ürettiğiniz üzerinde Türk mali yazılan yerli ürünlerin üretilmesinde kullanılan ham madde ve malzemeyi yüzde 82 orandın da dışarıdan ithal ediyorsunuz. Türkiye’de üretimin devam etmesi için yüzde 52 oranında ithalata bağımlısınız. Bu düzeyde bir dışa ve dövize bağımlılık ve talep tabi ki dövizin artmasına neden olacak. Yapısal sorun diye ekonomistlerin ifade ettiği maalesef kronik yapısal sorun bu. Dövizi yükselten diğer bir sebepte borç ve faiz ekonomisi. Kaynak ihtiyaçlarınızı sürekli kısa vadeli ve yüksek faizle dış borçla finanse ediyorsun. Bunun için 12 ayda dış borç geri ödemeniz 193 milyar dolar seviyesine gelmiş. Dolayısıyla bu sebepler ‘borç-faiz’ ve ‘beton-çimento’ ekonomisi sonucu. Bu bir döngü şeklinde bu talep dövizi arttırıyor. Dövizin artışı da enflasyonu artırıyor. Döviz arttıkça ‘Türk Malı’ dediğin ürünlerin de fiyatı artıyor. Dışarıdan ithal ettiğiniz her ürün doğrudan dövizle alındığı için onlarında fiyatı artıyor.”

“Şiddet olaylarında istatistiğe baktığınızda yüzde 70-80 oranında ya alkolün ya da uyuşturucunun etkisi var”

Kadına yönelik şiddeti önlerken erkeği de mağdur edip yuvanın yıkmamasına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Erbakan, “Kadına yönelik şiddete yapılması gereken bir şey öncelikle yasal düzenlemeler. Bunların da tabi kadına şiddeti önleyeceğim derken yuvayı yıkacak veya erkeği mağdur edecek şekilde değil de hem erkeği hem kadını hem aileyi koruyacak, aile bütünlüğünü muhafaza edecek şekilde düzenlenmesi son derece önemli. Kadına da erkeğe de şiddet olaylarında istatistiğe baktığınızda bu suçların işlendiği sırada suçu işleyen kişinin yüzde 70-80 oranında ya alkolün ya da uyuşturucunun etkisinde olduğu açık bir şekilde ortadadır. Bu kısmını göz ardı etmemek lazım ama aynı zamanda yasal düzenlemelerin yapılması gerekirse cinayet gibi olaylar için idam cezasının getirilmesinin de müzakere edilmesi gerektiğini daha önce de birkaç kez söylemiştik ama burada önemli prensip kadını koruyayım derken erkeği mağdur etmek veya yuvayı yıkmak doğru değil.” şeklinde belirtti.

“Kadının beyanıyla 750 bine yakın baba evden uzaklaştırıldı”

Konuşmasının devamında Erbakan, “6284 dolayısıyla hiçbir delil ispat olmadan kadının beyanıyla 750 bine yakın babanın evden uzaklaştırılması. 6 ay evden uzaklaşan bir baba eşinden, çocuğundan ve ailesinden daha da soğuyor. Eşine daha kızgın ve öfkeli hale geliyor. 2 sene önce kışın Ankara’da evden uzaklaştırılmış utancından akrabasına annesine babasına söylemiyor kendi aracının bagajında uyumak isterken gece donarak adamcağız ölüyor. Burada kastım bu ama tabi kadının çocuğun en güçlü şekilde korunması cezaların en üst seviyelere çıkarılması için gereken adımların atılması buna idam cezasının geri getirilmesi de buna dahil ama bu iş yapılırken de dengeli bir şekilde yapılması başka kimseyi mağdur etmeden aileyi yuvayı yıkıp parçalamadan yapılması lazım.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Yapılan açıklamaların ardından Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Aydal da partileri tarafından ortaya konulan; ‘Milli Kaynak Paketleri’, ‘81 İlimize Yüzlerce Refah Projesi’, ‘Biz Türkiye’yi Biliyoruz’, ‘Rantsal Değil, Kentsel Dönüşüm’, ‘Ülke Sorunları ve Çözümlerimiz’, ‘D8; Bir Erbakan Rüyası’ ile ‘Kanal İstanbul Asla Yapılmamalıdır’ kitaplar ve projeleri hakkında bir sunum gerçekleştirdi. (İLKHA)

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.